26 Ekim 2011 Çarşamba

Sinemada Diz Yemenin Dayanılmaz Hafifliği


Tamamen karanlık salonda, her aklı başında sinema izleyicisinin hayal ettiği gibi ben, filmim ve dünyanın geri kalanına ait hiçbirşey konumuna girdiğiniz anda sırtınızda hissettiğiniz tosuncan'ın diz darbesi ile içine girdiğiniz halet-i ruhiyedir.Arkaya dönüp posta mı koysam yoksa bir daha yapmaz boşver filme gömüleyim en iyisi ikileminde dalgalanırken gelen ikinci diz darbesi ile " hööaarrghhh" nidası ile arkanıza dönmenize sebebiyet verir. 

Olası dönüşün bir çok ihtimalli sonuçları mevcuttur :



1- Arkadaki tosun tıfıl ve fizik olarak sizden ufaktır, deli kadir edası ile postanızı koyarsınız. 

2- Arkadaki tosun, toraman ve fizik olarak sizin iki katınızdır.Bu durumda : 

a) Lan bu deli diyip size dokunmaz, yırtarsınız. 

b) Şahane bir dayak yiyip, dizaynınıza çeşitlilik katarsınız. 

3- Arkadaki tosun dünya güzeli bir hatun çıkar, ne pok yidim ben diye kıvırma yolları ararsınız. 

4- Yanınızdaki zevceniz kavga karşıtı biri ise şahana bi fırça yer, kıçınızın üzerine oturursunuz. 

5- Hiçbir şey yapmadan, sinire kesmiş bir halde, arkadan gelen diz darbeleri masaj koltuğu kıvamına gelmiş koltuğunuz ile filmi izlemeye devam edersiniz.

Evlatla izlenecek filmler...



35 yaşındayım, binlerce film izledim, binlerce filmlik de bir arşivim var.Babamla gittiğimiz Beşiktaş Yumurcak ve Mıstık sinemalarını hiç unutmadım.Sinemaya bu kadar ilgi duymamda muhakkak o yılların büyük bir etkisi var.

Meleğimle de gittiğimiz ilk film " Alpha ve Omega " isimli bir animasyon idi.Evde de oturup birlikte izlediğimiz bir çok film mevcut.Fakat benim için iki film var ki yıllar geçp meleğim büyüdüğünde oturup onunla izlemek en büyük hayalim.

Birincisi :


I Am Sam



http://www.imdb.com/title/tt0277027/














Hatta Nehir ile bu filmi izlemeye başladık fakat uykusu geldiği ve azıcık sıkıldığı için devam etmedik :)

6 yaşında bir çocuğun zekasına sahip bir baba ile inanılmaz tatlı kızının hikayesi, zamanla kızın büyümesi ile söz konusu babanın ona bakmaya yeterli olamayacağını düşünen hükümet yetkilileri çocuğu babasından alıp sosyal hizmetlerin bir bakımevine yerleştirirler,Baba da kızını geri alabilmek için hukuk savaşına başlar.

Konu kabaca bu, fakat filmin hissettirdikleri konunun kat kat ötesinde.Sean Penn ve Dakota Fanning'in inanılmaz oyunculukları insanın ağzını açık bırakıyor resmen.Alttaki videoda da filmin en can alıcı sahnelerinden birini bulacaksınız.Mutlaka ama mutlaka izleyin bu filmi, mümkünse orjinal dilinde...




İkinci filmimiz ise dün gece4'e kadar uykusuz kalmamı sağlayan film :

The Pursuit of Happyness

http://www.imdb.com/title/tt0454921/


Şimdi anneler hiç kusura bakmasın ama bu filmin hissettirdiklerini, yaratacağı tahribatı, o babanın içinde gezinen her duyguyu an be an için parçalanarak hissetmeyi asla anlayamazlar.4 kere izlediğim film için dün gece saat 3'de hala ağlamamak için kendimi zor tutuyorsam inanın abartı değil bu.Üst üste gelen şanssızlıklar, sokakta yatmak zorunda kalmaları, terk edip giden anne, babanın kendini parçalarcasına verdiği mücadele ve final.Bilmiyorum belki benim için çok özel noktalara ulaşan bir film olduğu için bu kadar kıymetli ama aşağıdaki sahnede o babanın çaresizliği, korkusu içinizde bir gıdım duygu uyandırmıyorsa ben aşırı hassasım herhalde.



İşte bu iki film yaklaşık 10 yıl sonra, Allah kısmet ederse gül kokulu kızım ile oturup birlikte izlemek istediğim en önemli iki film.

Sitemizin takipçileri, yorumlarda sizle bizimle filmlerinizi paylaşın ne dersiniz ?

Babam ve Oğlum


Bazı filmler vardır , sorgulamaz , tartmazsın.kendini teslim edersin ona ... 




Bazı filmler vardır , perde'de kendinden çok şey görürsün ... 


Bazı filmler vardır , ya bu benim sevdiğim insanın başına gelirse deyip kafanı yana çevirip sinemanın karanlığında onun yüzüne baktırır ... 


Bazı filmler vardır , dalga geçmek için o koltuğa oturmuş densizlere dahi laflarını yutturup boğazlarında bişeylerin düğümlenmesine sebep olur ... 


Bazı filmler vardır yaptığın hataları kafana vurur , ağırlığında ezilirsin 
ya da sana yapılan hataları hatırlatır ve sonra o hatayı yapan kişinin senin bilmediğin hallerini gösterir sana.Pişmanlığını , acısını ... 


Bazı filmler vardır , samimidir.Perde'de ki sensindir , babandır , abindir , dostundur.Onlarla ağlarsın ... 


Bazı filmler vardırki gönlünün tahtına kurulur bir daha da inmez ... 


Emeği geçen herkesin ellerine , yüreğine sağlık ... " 



Aylardır film ile ilgili birçok şey duymuştuk.Doğal olarak bu bazı beklentilerin oluşmasına sebep olmuştu.Genel olarak büyük beklentilerle gidilen tüm filmlerde de bir hayal kırıklığı yaşanır.Bu düşüncülerle gittiğim filmden paramparça bir şekilde çıktım.Bir insan bir filme neden yakınlık duyar ? Yaşadığı şeyler ile paralelliği varsa , kendinden birşey bulduysa , ana karakterleri kendine yakın hissettiyse.Bu filmde neredeyse hepsini yaşadım. 



Ona bir oda ver baba ; 


Allaha şükür daraldığımızda gideceğimiz bir yerimiz olmaması gibi bir felaketi hiç yaşamadık.Bir düşünsenize o arada kalmışlığı.Ne kapıyı çarpıp gittiğiniz yer ne de yeni duhül ettiğiniz yere ait hissedemiyorsunuz kendinizi ... 


Bunu yaşamadık ama filmle ortak olarak yaşadığımız bazı şeyler de yok değildi ... 


" Benimde sana diyecek bir kaç şeyim var.Ben konuşmayı pek bilemem.Oğlumsun işte , canımdan öte canımsın , daha ne diyim.Gerisi sen anlayıver gari ... " 


Anladım , tümümüz anladık ... 


Çetin Tekindor yoktu o an perdede benim için.Amcam vardı , Gürkan Gürsoy vardı.Yıllardır didiştiğimiz , kavga ettiğimiz , yaptığım hiçbir işi beğendiremediğim , sürekli daha iyisi olmamı isteyen amcam.O ağlıyordu o an karşımda.Sevgisinden hiçbir zaman şüphe etmediğim ama onun da hiç gösteremediği amcam.Uğruna canımı vereceğim ama beni piç gibi ortada bırakan amcam. 



Evlat acısı çeken bir adamın, dağ gibi bir adamın haykırışı geldi sonra sahneye.Birkaç ay önce kucağına aldığı , öpmeye doyamadan , kokusunu içine çekmeden evladını toprağa veren babamı gördüm orada da.Herkese yardım etmek isterken yardım alacak hale düşen , hayatında hep şanssız seçimler yapmış , altın yürekli babamı. 


Kardeşini görünce dev gibi görünümünün altında yatan çocuğun kontrolü ele geçirdiği bir abi gördüm filmde.Yıllardır görmediği kardeşinin boynuna delicesine sarılan , uğruna canını bile verebilecek bir insan.Fakat bu karakterle kimseyi özdeşleştiremedim.Kişisel egoları için beni en mutlu günümde yanlız bırakan , sırtımdan vuran kardeşimle bağdaştıramadım mesela.Yıllarca bana " abi " değil " talay abi " diyerek beni ne derece benimsediğini aslında gözüme sokan ama benim görmediğim kardeşimi göremedim sahnede ... 


Göremediğim bir karakter daha vardı , oğlu için herşeyi yapabilecek bir anne.Gerektiğinde oğlu için Allah gibi korktuğu , peygamber gibi saygı duyduğu kocasını dahi karşısına alabilecek bir anne.Oğlum dediği aman gözlerinin içi gülen bir anne.Benim için böyle bir insan yoktu hayatımda , babaannem vardı bu figürün özlemini giderdiğim.benim annem oydu ... 


İşte herkesin vakit geçirmek için beyazperde karşısına geçtiği bir etkinlikte benim yaşadıklarım , hislerim ...